Büyük savaş: Otomadencilik devri başladı

Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı hammadde kıtlığı dönemin en büyük otomobil şirketlerinden Ford’u ‘madenci’ yapmıştı. Madenlerden nihai ürüne kadar tüm tedarik zincirine sahip olmak için harekete geçen Henry Ford, 1920’larde Michigan’da bir demir-çelik fabrikası, Amazon’da kauçuk tarlaları ve ABD genelinde kömür madenlerine yatırım yapmıştı. Bir asır sonra otomobil grupları yine, bu kez gelecekteki batarya metali tedarikini garanti altına almak için madenlere yöneldi.           

Küresel elektrikli araç (EV) filosunu büyütme yarışı hızlanıyor. Ancak EV’lerin bataryalarında kullanılan lityum, nikel ve kobalta erişim konusunda duydukları endişe büyüyor. Bu nedenle gelecekte arzı garanti altına almak için geleneksel tedarik zincirini terk ederek zincirin ilk halkası olan madenlerle doğrudan tedarik anlaşması yapmayı hatta madencilik şirketlerine ortak olmayı tercih ediyorlar. EV araç tedarik zincirine bakıldığında batarya üreticileri, katot üreticileri ve mineral işleme şirketleri aslında otomobil grupları ile madencilerin arasında yer alıyor. Son dönemde ise otomobil üreticileri, hem malzemeleri ucuza temin etmek hem de kendi üretim standartlarının karşılandığından emin olmak için tedarik zincirlerini by-pass ediyor.

SEKTÖRDE ÖRNEĞİ ARTIYOR

Sektördeki hemen tüm büyükler yani General Motors, Peugeot ve Fiat markalarının sahibi Stellantis, Tesla, Ford, Volksagen, BMW, Mercedes Benz ve Toyota’nın bu yönde adımlar attığı görülüyor.

General Motors, Nevada’daki Thacker Pass projesinin gelişimini finanse etmeye yardımcı olmak için Lithium Americas Corp’a 650 milyon dolarlık yatırım yapacağını duyurdu. GM, yerli bir madenden da yılda 40.000 ton lityum için münhasır haklar alıyor.

Stellantis, Arjantin’deki Los Azules projesinin sahibi olan Kanadalı McEwen Mining’in bir yan kuruluşu olan McEwen Copper’ın yüzde 14,2’lik hissesi için 155 milyon dolar ödeyecek. İtalyan-Fransız ortaklığındaki satışlara göre dünyanın üçüncü büyük şirketin yatırım yaptığı yatağın, 2027’de öngörülen başlangıç tarihinden itibaren yılda 100.000 ton rafine katot üretmesi bekleniyor. Stellantis’in bakır işleme zincirindeki atılımı, Almanya’nın lityumu için Vulcan Energy ve manganez için Avustralya’nın Element 25 ile yaptığı anlaşmaları takip ediyor.

Tesla, tedarik zinciri ihtiyaçlarını karşılayamadığı zaman, kritik hammaddelerin madenciliği ve işlenmesine doğrudan dahil olacağının sinyalini veren şirketlerden biri. Tesla’nın CEO’su Elon Musk’un İsviçre emtia grubundan hisse almak için Glencore ile görüştüğü iddia ediliyor.

Mercedes-Benz, madencilerle anlaşma imzalayan şirketlerden biri. Alman grubun CEO’su Ola Källenius, FT’de yers alan açıklamasında, “Bana beş yıl önce sorsaydınız, bunun emtia piyasalarının işi olduğunu söylerdim” diyerek, yaklaşan sıkışıklık nedeniyle doğrudan anlaşmalar yapmanın artık “mantıklı” olduğunu söylüyor. Şirketin, Kanada’da lityum madenciliği yapan Rock ile anlaşması bulunuyor.

BYD, dünyanın en büyük EV üreticisi ve Afrika ile Şili’deki lityum madenlerine erişimi güvence altına almaya çalışıyor. Ayrıca dünyanın en büyük batarya üreticisi CATL, sonbaharda kobalt üreticisi CMOC’nin yaklaşık yüzde 25 hissesini yaklaşık 3.7 milyar dolara satın almak için anlaşmıştı.

LİTYUM TELAŞI BAKIRA SIÇRAYACAK     

Fitch Solutions verilerine göre EV’ler 2030’de küresel nikel talebinin yalnızca yüzde 19.3’ü ve lityum talebinin yüzde 80’inden fazlasından sorumlu olacak. Uluslararası Enerji Ajansı da artan EV batarya talebinin 2030 yılına kadar 50 yeni lityum projesi, 60 nikel madeni ve 17 kobalt sahası geliştirilmesi gerektireceğini tahmin ediyor. Bu da tek bir proje geliştirilmesi için genellikle 15 yıl veya daha uzun süren bir endüstri için büyük bir zorluk.         

1 ARAÇTA 83 KG GEREKİYOR

Otomobil üreticilerinin madencilik sektörü hamlesinde şimdiye kadar büyük ölçüde lityumda öne çıkıyordu. Ancak bugün lityumun olduğu yerde gelecek yıllarda bakır olabilir. Bakır, EV bataryalarında kritik bir rol oynuyor. Tüm batarya kimyasalları değişen derecelerde de olsa bakır gerektirir. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, EV pazarının gelişen bir parçası olan lityum-demir-fosfat bataryalar, nikel-mangan-kobalttan yaklaşık yüzde 50 daha fazla bakıra ihtiyaç duyuyor. Batarya paketinin dışında bakır, elektrik motorunda ve kablolamada da kullanılıyor. Uluslararası Bakır Birliği’ne göre, tipik bir akülü elektrikli araçta kullanılan bakır miktarı 83 kilogramken, içten yanmalı bir araçta sadece 23 kilogramdır.

ARCELORMİTTAL, OTOMOBİLLER İÇİN DÜŞÜK KARBONLA ÇELİK ÜRETECEK       

Lüksemburglu çelik üreticisi ArcelorMittal, otomobiller ve kamyonlarda kullanılmak üzere düşük karbonlu çelik geliştirmek amacıyla Almanya merkezli Kirchhoff Automotive ile mutabakat anlaşması imzaladı. şirketler, Kirchhoff ’un Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’ya tedarik ettiği yüksek dayanıklı otomotiv parçalarında ArcelorMittal’in XCarb teknolojisiyle ürettiği Usibor1500 ürününün kullanımını geliştirecek ve test edecek. Usibor 1500 geri dönüştürülmüş çelikten ve tamamen yenilenebilir elektrik ile üretiliyor. Kirchhoff Automotive; Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’da olmak üzere 11 ülkede 27 tesise sahip.

KAYNAK: EKONOMİM

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir