Batı merkezli finans piyasalarında bir süredir gözlemlenen düşük altın talebi, fiyatlar üzerinde baskı oluşturmayı sürdürse de Asya’dan gelen güçlü alım dalgası küresel piyasalar için en önemli kalkan olmaya devam ediyor.
BMO Capital Markets emtia analistleri tarafından yayımlanan son raporda, Çin öncülüğündeki talebin altın piyasasındaki kritik destek seviyelerini koruduğu ve ülkenin gerçek piyasa etkisinin tahmin edilenin çok ötesinde olduğu vurgulandı.
Analistler, Çin’in piyasa üzerindeki baskın rolünü detaylandırırken çarpıcı verilere dikkat çekiyor. Rapora göre Pekin yönetimi, resmi verilerde açıklanan miktarların aksine yer üstünde yaklaşık 30 bin tonluk devasa bir altın rezervini biriktirmiş durumda.
Küresel altın talebinin üçte birini tek başına yönlendiren bu miktar, dünya genelindeki toplam yer üstü altın arzının yaklaşık yüzde 13’üne tekabül ediyor ve ABD’nin yüzde 15’lik payına her geçen gün daha fazla yaklaşıyor.
BMO tahminlerine göre bu toplam varlığın yaklaşık 5 bin 200 tonu doğrudan Çin Halk Bankası (PBoC) kasalarında tutulurken, geri kalan büyük kısım halkın elindeki mücevherat ve yatırım amaçlı külçe altınlardan oluşuyor.
Pekin’in nihai altın hedefi resmi olarak duyurulmasa da analistler, ulusal para birimi Yuan’ın (RMB) uluslararası alanda güvenilirliğini artırmak ve küresel ekonomik genişlemeyi desteklemek için ABD seviyelerine ulaşmanın “minimum hedef” olduğunu belirtiyor.
Mevcut hesaplamalara göre Federal Rezerv’in altın stoku, ABD geniş tanımlı para arzının yaklaşık yüzde 5’ini temsil ediyor. Çin’in kendi geniş tanımlı para arzında aynı oranı yakalayabilmesi için rezervlerini 18 bin ton seviyesine çıkarması gerekiyor.
Analistler, Çin Halk Bankası’nın mevcut alım temposunu koruması durumunda 2 ila 5 yıl içinde ABD’nin hazine rezervi seviyesini yakalayabileceğini, toplam fiziki altın miktarı bazında ise ABD’yi çok daha kısa sürede geride bırakacağını öngörüyor.
Çin, yalnızca fiziki rezerv toplamakla kalmayıp finansal altyapısını da küresel ticaretin merkezine yerleştiriyor. Şanghay Altın Borsası ile kurulan güçlü entegrasyonlar, yeni takas sistemleri ve Hong Kong’un uluslararası külçe ticaretindeki rolünün genişletilmesi bu stratejinin temel ayaklarını oluşturuyor.
Vadeli işlemler ve tezgah üstü piyasalardaki likidite artışı sayesinde Çin, geleneksel Batı merkezli küresel altın fiyatlandırma mekanizmasını kademeli olarak kendi lehine dönüştürme yolunda ilerliyor.
